12. Yargı Paketi, miras kalan taşınmazlarda ilk satış ihalesinin işleyişini değiştiriyor. Bu rehber yüzde yüz kuralının ne zaman uygulanacağını ve muhammen bedel, itiraz süresi, teminat konularının neden erken kontrol edilmesi gerektiğini açıklar.
- Mirasçı yapısı ve tapu: İlk ihale ne zaman sadece mirasçılar arasında yapılır?
- Kıymet takdiri ve itiraz: Kaçırılan süre neden pahalıya mal olabilir?
- Almanya’dan ihaleye hazırlık: Vekaletname, UYAP, teminat ve 7 günlük ödeme süresi
Av. Hasan Doğru · Türk miras hukuku · Mannheim & Ankara
Bu makale yalnızca Türk hukukuna ilişkin genel bilgi amaçlıdır. Doğru Kanzlei, §207 BRAO kapsamında yalnızca Türk hukuku konularında danışmanlık vermektedir.
Bir sahne hayal edin. Dedenizden kalan bir tarla var. Köyün girişinde, yol kenarında. Siz Mannheim’dasınız, kardeşiniz Berlin’de, amcanızın oğlu köyde. Yıllardır kimse dokunmadı. Sonra bir gün amcanızın oğlu ortaklığın giderilmesi davası açtı, tarla satışa çıktı. Siz de “nasıl olsa payımı alırım” diye düşündünüz.
İhale günü geldi. Tarlanın değeri 2 milyon lira biçilmişti. Ama açık artırma, bu değerin yarısından — 1 milyondan — başladı. Ve köyden, sizin hiç tanımadığınız bir müteahhit, 1 milyon 100 bin liraya tarlayı aldı. Gerçek değerinin neredeyse yarısına. Siz payınıza düşen üç kuruşu aldınız, dedenizin tarlası bir yabancının oldu.
Bu senaryo, Türkiye’de binlerce aile için gerçek oldu. Yıllarca. Ve dürüst olmak gerekirse, biz avukatlar bu durumda müvekkillerimize çoğu zaman “maalesef kanun böyle” demek zorunda kaldık.
Şimdi kanun değişti. Ve bu değişiklik, özellikle sizin gibi yurt dışında yaşayan, Türkiye’deki mülküne uzaktan sahip çıkmaya çalışan insanlar için hayati.
Gelin, gerçekten önemli soruları soralım ve dürüstçe cevaplayalım.
Bu Konu Neden Almanya’daki Türk Ailelerini Doğrudan İlgilendiriyor
Türkiye’den Almanya’ya işçi göçüyle giden ilk kuşağın torunları bugün Mannheim’da, Stuttgart’ta, Köln’de yaşıyor. Ama Türkiye’de kalan bir tarla, bir bağ, bir apartman dairesi hâlâ ailenin ortak mülkü olarak duruyor. Yıllar geçtikçe mirasçı sayısı çoğalıyor, herkesin farklı bir hayatı ve farklı bir önceliği oluyor. Bu durum, ortaklığın giderilmesi davalarını Türk-Alman diasporasında en sık karşılaşılan miras uyuşmazlığı haline getiriyor.
Almanya’da mirasçılık genellikle bir Erbschein (Alman veraset belgesi) ile kanıtlanıyor olsa da, Türkiye’deki taşınmazlar için Türk mahkemelerinden alınan bir Veraset İlamı (mirasçılık belgesi) gerekiyor ve dava süreci baştan sona Türk hukukuna tabi. Bu yazı tam olarak bu noktada devreye giriyor.
Muhammen Bedel Nedir ve Yeni Düzenlemede Neden Bu Kadar Önemli?
Muhammen bedel, bir taşınmaza mahkemenin atadığı bilirkişi tarafından biçilen tahmini değerdir. Yani “bu tarla, bu daire ne eder?” sorusunun resmi cevabı. Bilirkişi raporu genellikle emsal satışlar, arsa niteliği, konum ve varsa üzerindeki yapı dikkate alınarak hazırlanır.
Eski sistemde sorun şuydu: Açık artırma, bu değerin sadece yüzde ellisinden başlıyordu. Yani 2 milyonluk mülk için teklifler 1 milyondan açılıyordu. Aradaki bu uçurum, fırsatçıların cennetiydi. Aileler birbirine düşmüşken, dışarıdan gelen biri malı yarı fiyatına kapatıp gidiyordu. Bu durum yıllarca hem miras hukuku pratiğinde hem de kamuoyunda “mirasçı mağduriyeti” olarak eleştirildi.
Yargı Paketi ile İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan değişikliğin kalbi tam burada atıyor: Belirli şartlarda ilk artırma artık muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden başlıyor. Yani gerçek değerinin altına satış yok — en azından ilk turda.
Bilirkişi ataması genellikle mahkemenin bulunduğu ildeki bilirkişi listesinden, konusunda uzman (inşaat mühendisi, harita mühendisi, ziraat mühendisi gibi) kişiler arasından yapılır. Bilirkişi taşınmazı yerinde inceler, tapu kaydını, imar durumunu ve varsa üzerindeki yapıyı değerlendirir, emsal satışları araştırır ve bu verilere dayanarak bir rapor hazırlar. Bu raporun tarafsız ve gerçekçi olması, tüm sürecin adil işlemesi açısından hayati önem taşır — çünkü bir sonraki bölümde göreceğiniz gibi, bu rapora zamanında itiraz edilmezse kesinleşir.
Önemli: Bu yüzde yüz kuralı her ihalede geçerli değildir. Sadece aşağıdaki iki şartın birlikte gerçekleştiği taşınmazlar için geçerlidir. Şartları karşılamayan bir taşınmazda eski usul (yüzde elli) uygulanmaya devam edebilir.
“İzale-i Şuyu” mu, “Ortaklığın Giderilmesi” mi? Kavram Karışıklığına Kısa Bir Not
Bu davayı araştırırken hem “izale-i şuyu davası” hem “ortaklığın giderilmesi davası” ifadelerine rastlayabilirsiniz. İkisi de aynı hukuki müesseseyi tarif eder: birden fazla kişinin ortak (paylı veya elbirliği) mülkiyetinde bulunan bir taşınmazın, ortaklar arasında anlaşma sağlanamadığında mahkeme kararıyla sona erdirilmesi. “İzale-i şuyu” eski hukuk dilinden gelen, halk arasında hâlâ yaygın kullanılan bir terimdir; “ortaklığın giderilmesi” ise güncel mevzuatta ve mahkeme kararlarında kullanılan resmi karşılığıdır. Bu yazıda ikisini birbirinin yerine kullanıyoruz, çünkü aynı davadan bahsediyoruz — arama motorlarında da genellikle her iki terimle de aratılıyor.
Hangi Taşınmazlar Bu Yeni Korumadan Yararlanıyor?
Yeni kural yalnızca şu şartların hepsini taşıyan taşınmazlar için geçerli — ve bu çok önemli bir ayrım, çünkü çoğu kişi burada yanılıyor.
Birincisi, taşınmazın tüm malikleri onu miras yoluyla edinmiş olmalı. Yani mülk, bir ölüm sonucu mirasçılara geçmiş olmalı; sonradan alım satımla edinilmiş bir pay varsa bu şart bozulur.
İkincisi, mirasçılar dışında hiçbir üçüncü kişinin o taşınmazda mülkiyet hakkı bulunmamalı. Araya sonradan bir yabancı pay sahibi girmişse — örneğin bir mirasçı payını üçüncü bir kişiye satmışsa — bu kural işlemez.
Bu iki şart varsa: Birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Dışarıdan kimse giremez. Ve teklif, muhammen bedelin yüzde yüzü artı satış masraflarından başlar.
Somut anlamı şu: O dedenizden kalan tarlada, artık ilk ihaleye sadece siz ve kardeşleriniz girebilirsiniz. Köyün müteahhidi kapının dışında kalır. İçinizden biri gerçek değerini ödeyip tarlayı ailede tutabilir.
Bir örnekle somutlaştıralım: Diyelim ki dedenizden üç mirasçıya (siz, kardeşiniz ve amcanızın oğlu) kalan bir tarlanın muhammen bedeli 3 milyon lira olarak tespit edildi. Eğer bu tarlanın tüm payları doğrudan miras yoluyla intikal etmişse ve araya sonradan bir alım satımla giren üçüncü bir kişi yoksa, ilk artırmada teklifler 3 milyon liradan başlayacak ve sadece siz üçünüz bu ihaleye girebileceksiniz. Ama amcanızın oğlu birkaç yıl önce payının bir kısmını komşu bir çiftçiye satmışsa, taşınmazda artık “mirasçı dışı” bir malik var demektir — ve bu durumda ilk artırma korumasından yararlanamazsınız, ihale doğrudan herkese açık eski usulle yapılır. Bu yüzden davanıza başlamadan önce tapu kaydının güncel halinin ve mülkiyetin gerçekten sadece mirasçılar arasında kalıp kalmadığının avukatınız tarafından kontrol edilmesi kritik önem taşıyor.
Peki Mirasçılardan Kimse Almazsa Ne Olur?
O zaman ikinci artırma devreye girer ve bu herkese açıktır. İşte o zaman üçüncü kişiler de teklif verebilir, ve satış genel hükümlere göre yürütülür.
Ama dikkat: Artık ilk ihalede mal gerçek değerinden açıldığı için, aileye “düşünün, taşının, gerçek bedelini ödeyip malı koruyun ya da bırakın” denmiş oluyor. Karar ailenin. Fırsatçının değil.
Bu noktada mirasçılar arasında sık yaşanan bir başka sorun daha var: Bazı mirasçılar tarlayı elden çıkarmak isterken bazıları tutmak ister. Muhammen bedelin yüzde yüzden başlaması, tutmak isteyen mirasçıyı avantajlı konuma taşımaz; sadece dışarıdan gelecek bir alıcının haksız avantajını ortadan kaldırır. Ailenin kendi içindeki anlaşmazlık farklı bir meseledir ve genellikle ayrı bir müzakere veya dava stratejisi gerektirir.
En Sık Yapılan Hata: Kıymet Takdirine Zamanında İtiraz Etmemek
Yeni kuralın getirdiği koruma ne kadar güçlü olursa olsun, tek bir teknik hata bütün avantajı sıfırlayabilir: kıymet takdirine (bilirkişi raporuna) süresinde itiraz etmemek.
Süreç şöyle işliyor: Mahkeme bir bilirkişi atar, bilirkişi taşınmazı yerinde inceler ve bir rapor hazırlar. Bu rapor tebliğ edildikten sonra taraflara itiraz için kısıtlı bir süre tanınır. Eğer bu süre içinde itiraz edilmezse, rapor kesinleşir — ve muhammen bedel artık o rakama sabitlenir. Yüzde yüz kuralı çok net görünse de, eğer bilirkişi tarlanızı gerçek değerinin çok altında bir rakamla değerlendirdiyse ve buna itiraz edilmediyse, “yüzde yüz” dediğiniz rakam zaten düşük bir tabana oturmuş olur.
Almanya’da yaşayan mirasçılar için bu risk daha da büyük: Tebligatlar bazen Türkiye’deki bir adrese, örneğin köydeki bir akrabaya ulaşıyor ve zamanında iletilmiyor. Sonuç olarak süre kaçırılıyor ve itiraz hakkı kayboluyor.
Önemli: Bilirkişi raporuna itiraz süresi kısadır ve kural olarak yeniden başlatılmaz. Almanya’da yaşayan mirasçıların dosyalarını takip eden bir avukata vekaletname vermesi, bu türden bir hak kaybını önlemenin en güvenilir yoludur.
Teminat, İhale Bedeli ve Cezalar: Kim, Ne Zaman, Ne Kadar Ödemeli?
Yeni düzenlemenin bir diğer önemli tarafı, ihaleye kimlerin nasıl katılabileceğine dair kurallardır. Aşağıdaki tablo, eski ve yeni sistemi kısaca karşılaştırıyor:
| Konu | Eski Uygulama | 12. Yargı Paketi Sonrası |
|---|---|---|
| İlk artırmada asgari teklif | Muhammen bedelin %50’si | Muhammen bedelin %100’ü (şartları taşıyan mirasçı taşınmazlarında) |
| İlk artırmaya kimler katılabilir | Herkes | Sadece malik mirasçılar (şartlar varsa) |
| Pay sahibinin teminat yükümlülüğü | Teminatsız katılım mümkündü | Üçüncü kişilerle aynı şekilde teminat zorunlu |
| İhale bedelinin ödenme süresi | Uygulamada gecikmeler yaygındı | İlan tarihinden itibaren en geç 7 gün |
| Bedelini yatırmayan alıcıya yaptırım | Teminat kaybı | Teminat kaybı + teklif bedelinin %5’i oranında idari para cezası |
| Duruşmalar arası süre (HMK m.147) | Uygulamada 6-8 ay yaygındı | Kural olarak en fazla 3 ay |
Önemli: İhaleyi kazanan kişi, ihale bedelini e-satış portalında ihale tutanağının ilanından itibaren en geç 7 gün içinde tam olarak yatırmak zorunda. Yatırmazsa teminatı yanar ve teklif ettiği bedelin yüzde 5’i oranında idari para cezası öder. Bu kural hem alıcıları ciddiyete zorluyor hem de süreci hızlandırıyor.
Teminat zorunluluğunun asıl amacı şu: Eskiden paydaşlar (hissedarlar) teminat yatırmadan ihaleye girebiliyordu. Bu, kötü niyetli bir paydaşın ihaleyi sabote etmesine yol açıyordu — yüksek teklif ver, ihaleyi kazan, sonra parayı yatırma, süreç kilitlensin. Yeni sistemde, ihaleye girmek isteyen her paydaş, üçüncü kişiler gibi, muhammen bedelin belli bir oranında nakit teminat veya banka teminat mektubu sunmak zorunda. Tek istisna, alacağı teminatı karşılayan alacaklının muafiyetidir. Sonuç: İhale masasında sadece gerçekten almak isteyen ve parası hazır olan kişiler kalıyor.
Rakamlarla göstermek gerekirse: Muhammen bedeli 1 milyon 100 bin lira olan bir taşınmazda ihaleyi kazanan kişi, bu bedeli 7 gün içinde tam olarak yatırmazsa, teminatını kaybetmekle kalmaz, ayrıca teklif ettiği 1 milyon 100 bin liranın yüzde 5’i, yani 55 bin lira tutarında idari para cezasına da çarptırılır. Bu, ciddiyetsiz veya art niyetli tekliflerin önüne geçmek için bilinçli olarak caydırıcı tutulmuş bir rakamdır.
Duruşmalar Arası Bekleyiş Neden Bu Kadar Önemli?
Yargı Paketi’nin en sessiz ama en etkili düzenlemelerinden biri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 147. maddesinde yapılan değişiklik. Türk mahkemelerinde bir davanın en yorucu tarafı, çoğu zaman davanın kendisi değil — duruşmalar arasındaki bekleyiştir. Bir duruşma yaparsınız, sonraki duruşma altı ay, sekiz ay sonraya verilir. Özellikle yurt dışında yaşayan biri için bu, yıllara yayılan bir belirsizlik demek.
Yeni düzenlemeyle, yazılı yargılama usulünde mahkemelerin belirleyeceği duruşma günleri arasında kural olarak 3 aydan fazla süre olamayacak. Zorunlu hallerde hâkim gerekçe göstererek daha uzun bir süre belirleyebilir, ancak bu istisnadır, kural değil.
Almanya’dan davasını takip eden bir müvekkil için bunun anlamı çok net: Daha az bekleyiş, daha az belirsizlik, daha çabuk sonuç. Dosyanız yıllarca raftada beklemeyecek. Bu kural yalnızca ortaklığın giderilmesi davalarına değil, boşanma davaları dahil neredeyse tüm hukuk yargılamalarına uygulanıyor.
Yargı Paketi’nin bir diğer teknik ama pratik yeniliği, SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden imza ve bildirim süreçlerine ilişkin düzenlemelerdir; bu hükümler kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasından üç ay sonra yürürlüğe girecek. Uzun vadede bu tür düzenlemelerin, yurt dışında yaşayan tarafların duruşmalara uzaktan katılımını kolaylaştırma potansiyeli var — ancak ortaklığın giderilmesi davalarında duruşmaya bizzat katılım zorunluluğu genellikle avukatınız aracılığıyla zaten aşılabiliyor, çünkü vekaletname ile temsil mümkün.
Boşanma ve Diğer Davalarda Ne Değişti?
Paket geniş. Miras ve gayrimenkul dışında birçok alana dokunuyor. Aile hukuku ve genel yargılama açısından öne çıkanlar:
Duruşma aralıklarındaki 3 aylık üst sınır, boşanma davaları dahil tüm hukuk yargılamalarını hızlandıracak. Boşanma davasının aylarca süren duruşma bekleyişleri kısalacak — bu, Almanya’da yaşayıp Türkiye’de boşanma davası süren birçok müvekkilimiz için de doğrudan önemli bir gelişme.
Bunun yanında pakette icra hukukundan ceza usulüne, idari yargıdan kanuni faize kadar birçok teknik değişiklik var. Ama sizin dosyanız açısından hangisinin önemli olduğunu, ancak somut durumunuzu görerek söyleyebiliriz. Miras hukukuyla ilgili diğer güncel konular için Almanya-Türkiye miras hukuku rehberimize göz atabilirsiniz.
Özellikle şunu belirtmek gerekir: Bu paket bir af düzenlemesi değildir ve ceza infaz sistemine yönelik kapsamlı bir değişiklik içermez; kamuoyunda zaman zaman bu yönde haberler çıksa da, kabul edilen metin esas olarak yargılama usulünü hızlandırmaya ve icra/satış süreçlerini adil hale getirmeye odaklanıyor. Bu da paketin, uzun süredir davası sürüncemede kalan ve bu yüzden yılan hikayesine dönen dosyalarda gerçek bir fark yaratma potansiyeli taşıdığı anlamına geliyor.
Almanya’dan Süreci Yönetmek İsteyenler İçin Adım Adım Yol Haritası
Türkiye’ye gitmeden bu süreci yönetmek mümkün, ancak belirli adımların doğru sırayla ve zamanında atılması gerekiyor:
Vekaletname çıkarın. Türk konsolosluğunda veya Almanya’da noter huzurunda düzenlenip apostil ile onaylanmış bir vekaletname, avukatınıza sizi Türk mahkemelerinde ve icra dairelerinde temsil yetkisi verir. Konsolosluk randevuları bazen haftalarca sürebildiğinden, bu adımı sürecin en başında, dava açılmadan önce tamamlamanız zaman kazandırır.
Dosyanın hangi aşamada olduğunu netleştirin. Dava henüz açılmadıysa, açılacaksa hangi mahkemede (taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi) görüleceği belirlenir. Dava açılmışsa, muhammen bedel tespiti yapılıp yapılmadığı ve tebligatların doğru adrese ulaşıp ulaşmadığı kontrol edilir.
Kıymet takdirine itiraz süresini takip edin. Bilirkişi raporu düşük çıkarsa, süresinde itiraz edilmezse rapor kesinleşir ve o düşük bedel üzerinden ihale yapılır. Bir günlük gecikme bile hakkınızı kaybettirebilir; bu yüzden tebligatların avukatınıza da bildirilmesini sağlamak önemlidir.
İhaleye girecekseniz teminatınızı hazırlayın. Nakit teminat veya banka teminat mektubu, ihale tarihinden önce hazır olmalı. Almanya’daki bir hesaptan Türkiye’ye transfer süreleri hesaba katılarak bu hazırlık en az birkaç hafta önceden başlatılmalı.
İhale sonucunu ve 7 günlük ödeme süresini takip edin. Siz veya bir başka mirasçı ihaleyi kazandıysa, bedelin süresinde yatırılıp yatırılmadığı avukatınız tarafından UYAP üzerinden izlenmeli. Aksi halde teminat kaybı ve idari para cezası riski doğar.
Duruşma tarihlerini not edin. Yeni 3 aylık üst sınır sayesinde süreç daha öngörülebilir; avukatınız her duruşma sonrası size güncel durumu bildirmeli ve bir sonraki duruşma tarihini önceden paylaşmalı.
Vergi ve masraf kalemlerini önceden planlayın. İhale sonucunda elde edilecek bedel üzerinden harç, vekalet ücreti ve varsa veraset intikal vergisi gibi kalemler doğabilir; bu kalemlerin süreç başında avukatınızla birlikte netleştirilmesi, sürpriz maliyetleri önler.
Bütün Bunlar Almanya’daki Bir Mirasçı İçin Ne Anlama Geliyor?
Şimdi başa dönelim. Mannheim’daki o kişi sizsiniz. Türkiye’de miras kalan bir mülkünüz var ve diğer mirasçılarla anlaşamıyorsunuz.
Eskiden size şunu söylerdik: “Dava açalım ama ihalede mal değerinin altına gidebilir, dışarıdan biri kapabilir.” Riskli bir tabloydu.
Bugün tablo değişti. Artık:
Aile mülkü ilk ihalede yabancıya gitmiyor — şartları taşıyorsa sadece siz ve diğer mirasçılar girebiliyorsunuz.
Mal gerçek değerinden açılıyor — yarı fiyatına kapatılamıyor.
Süreç hızlanıyor — duruşmalar arası bekleyiş kural olarak 3 ayı geçmiyor.
Oyun bozanlar eleniyor — teminat kuralı kötü niyetli paydaşı masadan kaldırıyor.
Dosyanız Türkiye’den takip edilebilir — Almanya’dan vekaletname vererek süreci baştan sona yönetebilirsiniz, uçağa binmeden.
Ama şunu da dürüstçe söyleyelim: Bu fırsatları kullanmak için doğru zamanda, doğru şekilde hareket etmek gerekiyor. İhaleye girmek için teminatınızı hazırlamak, muhammen bedel tespitini takip etmek, kıymet takdirine itiraz gerekiyorsa süresinde itiraz etmek — bunların hepsi teknik ve süreye bağlı işler. Bir günlük gecikme, hakkınızı kaybettirebilir.
Bu Yazı Özellikle Şu Durumdaysanız Sizin İçin
Türkiye’de miras kalan bir mülkte paydaşsanız ve diğer mirasçılarla anlaşamıyorsanız.
Bir mirasçı ortaklığın giderilmesi davası açtıysa ve ne yapacağınızı bilmiyorsanız.
Aile mülkünüzün değerinin altında elden çıkmasından korkuyorsanız.
Yurt dışında yaşıyorsunuz ve Türkiye’ye gidip gelmeden bu süreci yönetmek istiyorsanız.
Bu profillerden birine uyuyorsanız, muhtemelen şu an elinizdeki bilgi parçalı: bir akraba bir şey söylüyor, bir başkası farklı bir şey duymuş, ve siz Almanya’dan bu bilgi kirliliğinin içinden gerçek tabloyu çıkarmaya çalışıyorsunuz. Bu yazının amacı tam olarak bu — size güncel kanun metnine dayanan, net ve doğrulanabilir bir çerçeve sunmak.
Doğru Kanzlei Olarak Nasıl Yardımcı Oluyoruz?
Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukat ve aynı zamanda Rechtsanwaltskammer Karlsruhe üyesi (§ 207 BRAO) olarak, Almanya’da yaşayan mirasçıların Türkiye’deki ortaklığın giderilmesi davalarını doğrudan yürütüyorum. Ayrıca Mannheim Sulh Hukuk Mahkemesi’nin (Amtsgericht Mannheim) bilirkişi listesinde Türk hukuku uzmanı olarak kayıtlıyım — bu da dosyanızı hem Türk hem Alman tarafında aynı kişinin takip edebilmesi anlamına geliyor.
Aracı avukat yok, tercüman zinciri yok. UYAP üzerinden dosyanızı gerçek zamanlı takip ediyor, ihale sürecini, kıymet takdirini ve teminat işlemlerini Almanya’dan yönetiyorum. Siz Mannheim’da kalıyorsunuz, ben Türkiye’deki her şeyi hallediyorum. Türk kolluk sistemini içeriden bilen, yaklaşık 10 yıl Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Özel Harekat’ta görev yapmış bir geçmişten geliyorum; bu, dosyanızda idari makamlarla veya icra dairesiyle yürüyen süreçlerde, özellikle tebligat ve teminat işlemlerinin takibinde pratik bir avantaj sağlıyor.
Bu davalarda en çok karşılaştığım tablo şu: Aile üyeleri birbirine güvenmiyor, herkes elindeki bilgiyi kısıtlı paylaşıyor, ve süreç Almanya’dan takip edildiği için “gerçekten ne oluyor” sorusu cevapsız kalıyor. Benim rolüm, dosyanın her aşamasında sizi gerçek zamanlı bilgilendirmek ve teknik süreleri sizin adınıza takip etmek.
Miras hukukundaki diğer hizmetlerimiz hakkında bilgi almak isterseniz miras hukuku hizmetlerimizi inceleyebilirsiniz.
İlk değerlendirme ücretsizdir. Durumunuzu anlatın, size gerçekçi bir yol haritası çizelim.
Doğru Kanzlei ile Ücretsiz Ön Görüşme Talep Edin →
Sonuç: Şimdi Ne Yapmalısınız?
Yargı Paketi, Türkiye’de miras kalan taşınmazı olan ve yurt dışında yaşayan mirasçılar için gerçek bir fırsat penceresi açıyor. Ama her fırsat penceresi gibi bu da süreye bağlı: kanun yürürlüğe girdiğinde, sizin dosyanızın hangi aşamada olduğu — dava açılmış mı, muhammen bedel tespit edilmiş mi, ihale ilan edilmiş mi — hangi kuralın uygulanacağını belirleyecek. Bu yüzden elinizdeki bilgiyi “birine sorayım da öğreneyim” aşamasında bırakmak yerine, dosyanızın güncel durumunu bir avukatla birlikte netleştirmeniz, hem zaman hem de mülkünüzün gerçek değeri açısından fark yaratacaktır.
Diğer Dillerde de Yayında
Bu makaleyi Almanca okuyanlar için de yayınladık:
Das geerbte Grundstück ging an einen Fremden. Das 12. Justizpaket ändert das. →
Bu makaleyi İngilizce okuyanlar için de yayınladık:
A Stranger Bought the Inherited Field. Turkey’s New Law Just Changed That. →

Done-for-you ortaklığın giderilmesi kontrolü
Türkiye’deki miras taşınmazınızı ihale öncesi kontrol ediyoruz
Kısa WhatsApp formuyla taşınmazı, mirasçıları ve dosya aşamasını iletin. Hasan Doğru tapu, veraset, kıymet takdiri, itiraz süresi, teminat ve ihale stratejisini gereksiz Türkiye seyahati olmadan değerlendirir.
Hizmete dahil olanlar
- Tapu, mirasçı yapısı ve yüzde yüz kuralının uygulanabilirliği incelenir
- Kıymet takdiri, itiraz süresi ve satış günü kontrol edilir
- Vekaletname, UYAP, teminat ve ihale stratejisi koordine edilir
Türk miras hukuku · Mannheim & Ankara · UYAP dosya kontrolü

